a bit - Türkçe İngilizce Sözlük

a bit

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"a bit" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 6 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
a bit zf. bir parça
I don't miss Tom a bit.
Tom'u bir parça özlemiyorum.

More Sentences
a bit zf. biraz
Would you like to send me a bit of money?
Bana biraz para göndermek ister misin?

More Sentences
a bit zf. az
I was disappointed to see that my bonus was a bit less than I was expecting.
İkramiyemin beklediğimden biraz daha az olduğunu görünce hayal kırıklığına uğradım.

More Sentences
Konuşma Dili
a bit expr. bir parça
I don't miss Tom a bit.
Tom'u bir parça özlemiyorum.

More Sentences
a bit expr. biraz
We both need to grow up a bit.
İkimizin de biraz büyümesi gerek.

More Sentences
a bit zf. bir nebze

"a bit" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
a little bit zf. azıcık
a little bit zf. birazcık
Genel
a good bit i. oldukça
a bit of all right i. mükemmel bir şey
a good bit i. hayli
wait-a-bit i. dikenli bitki
not to give even a smallest bit f. zırnık bile koklatmamak
not to give a smallest bit f. zırnık koklatmamak
turn the valve down a bit f. vanayı biraz kısmak
be a bit peckish f. içi kıyılmak
drive a bit fast f. biraz hızlı sürmek/kullanmak
be a bit lucky f. şansın yaver gitmek
be in a bit of a jam f. zorda olmak
be in a bit of a jam f. darda olmak
be in a bit of a jam f. sıkıntıda olmak
be a bit of a deadline f. son teslim günü yaklaşmak
die a little bit every day f. her gün birazcık daha ölmek
a bit of a s. bir parça
a bit of s. parçası
a tiny bit s. bir nebze
a little bit ill s. biraz hasta
a wee bit s. azıcık
quite a bit zf. epey
quite a bit zf. pek çok defa
quite a bit zf. sık sık
a good bit zf. epeyce
quite a bit zf. epeyce
a bit much zf. bir parça fazla
a bit more zf. biraz daha fazla
a little bit zf. bir parça
not a bit zf. zerre kadar
a little bit late zf. azıcık geç
a little bit late zf. biraz geç
after a bit zf. hemen sonra
after a bit zf. kısa bir süre sonra
a little bit of both zf. ikisinden de biraz
a little bit more zf. çok az daha
a little bit more zf. birazcık daha
a bit serious zf. biraz ciddi
not a bit ünl. asla
not a bit ünl. hiç değil
not a bit ünl. hiç de değil
a bit silly expr. biraz saçma
a bit tight expr. biraz dar
a fair bit of expr. oldukça fazla
a bit special expr. özel biraz
a bit tight expr. biraz sıkışık
a bit special expr. biraz özel
Öbek Fiiller
find (someone or something) a bit off f. (birini/bir şeyi) biraz değişik bulmak
find (someone or something) a bit off f. (birini/bir şeyi) biraz garip/tuhaf bulmak
find (someone or something) a bit off f. (birini/bir şeyi) biraz başıbozuk/kural dışı bulmak
İfadeler
a little bit louder i. biraz daha yüksek (ses)
devil a bit expr. hiç mi hiç
even if just a bit expr. biraz da olsa
even if just a bit expr. az da olsa
for a short bit expr. kısa süreliğine
as old as my eyes and a little (bit) older than my teeth expr. göründüğü yaşta
as old as my eyes and a little (bit) older than my teeth expr. gözünün gördüğü yaşta
as old as my eyes and a little (bit) older than my teeth expr. yaşını söylemeyip soruyu geçiştirmek için söylenen bir söz
if it was a snake, it would've bit you expr. ayağının dibinde
if it was a snake, it would've bit you expr. çok yakınında
a little bit of bread and no cheese [uk] expr. sarı yelve'nin ötüşünü belirtmek üzere kullanılan yansıtma ifade
as old as my eyes and a little (bit) older than my teeth expr. yaş sorulduğunda verilen muğlak cevap
if it was a snake, it would've bit you expr. burnunun dibinde
if it was a snake, it would've bit you expr. şuracıkta
you can't be a little bit pregnant expr. ya içindesin ya dışında
you can't be a little bit pregnant expr. çok az hamile olamazsın
if it was a snake, it would've bit you expr. hemen dibinde
if it was a snake, it would've bit you expr. yanı başında
you can't be a little bit pregnant expr. üşenenin/erinenin oğlu kızı olmaz
you can't be a little bit pregnant expr. işin içine iyice gömülmek/girmek lazım/gerekli
you can't be a little bit pregnant expr. gebelik yarım olmaz
you can't be a little bit pregnant expr. ya herrü ya merrü
you can't be a little bit pregnant expr. çalışmayanın kısmeti olmaz
you can't be a little bit pregnant expr. ya hep ya hiç
you can't be a little bit pregnant expr. öylece ucundan olmaz kendini iyice bu işe vermen gerek
you can't be a little bit pregnant expr. canla başla çalışmak lazım öyle yarım ağızla/gönülle iş yapılmaz
a little bit of bread and no cheese [uk] expr. sarı çintenin (sarı kiraz kuşu) ötüşünü andıran bir yansımalı/onomatopeik ifade
a little bit of bread and no cheese [uk] expr. bir parça ekmek, peynir istemez
a little bit of bread and no cheese [uk] expr. sarı yelve'nin ötüşünü belirtmek üzere kullanılan yansıtma ifade
not a blind bit of notice expr. hiç/zerre kadar farkına varmamak
a bit much expr. biraz abartı
a bit much expr. biraz aşırıya kaçmış
a bit of a/an expr. azımsanmayacak kadar
a bit of a/an expr. epey
a bit of a/an expr. bir ölçüde
a bit of a/an expr. bir nebze
a bit of a/an expr. hatırı sayılır derecede
a bit of a... expr. oldukça (olumsuz, kötü, sıkıntılı bir durum)
a bit of a... expr. epey (olumsuz, kötü, sıkıntılı bir durum)
a bit of a/an expr. büyük ölçüde
a bit of a/an expr. önemli ölçüde
a bit of a/an expr. biraz
a bit much expr. biraz fazla
a bit of a/an expr. bir miktar
a bit of a/an expr. birazcık
a bit of a/an expr. oldukça
a bit much expr. haddinden fazla
Konuşma Dili
a bit of work i. çok az iş/çalışma/emek
a nasty piece (or bit) of work i. sağlam ayakkabı olmayan kişi
a nasty piece (or bit) of work i. kaypak
a nasty piece (or bit) of work i. sevimsiz
a nasty piece (or bit) of work i. güvenilmez
a nasty piece (or bit) of work i. götü başı ayrı oynayan
a bit of a stretch i. abartma
a bit of a stretch i. abartı
a bit of a letch i. biraz şehvet düşkünü
cut it a bit fine f. son dakikada gelmek/varmak
cut it a bit fine f. son anda gelmek/varmak
find it a bit dull f. biraz sıkıcı bulmak
be (a bit, a little) on the cold, small f. (biraz) soğuk, küçük olmak
be (a bit, a little) on the cold, small f. (azıcık) soğuk, küçük kaçmak
be a bit much f. haddinden fazla olmak
be a bit off f. biraz sorunlu olmak
be a bit off f. biraz garip olmak
be a bit much f. biraz abartı olmak
be a bit off f. biraz bitkin olmak
be a bit off f. biraz solgun olmak
be a bit off f. bozulmaya/çürümeye başlamak
be a bit off f. biraz düşük nitelikli olmak
be a bit off f. biraz bozulmuş olmak
be a bit off f. biraz rahatsız olmak
be a bit off f. biraz normal dışı olmak
be a bit off f. biraz tuhaf olmak
be a bit off f. biraz hasta olmak
be a bit off f. biraz yanlış olmak
be a bit off f. bir tahtası eksik olmak
be a bit off f. biraz soluk olmak
be a bit much f. biraz aşırıya kaçmak
be a bit off f. biraz keyifsiz olmak
be a bit off f. biraz bozuk olmak
be a bit off f. biraz çürümüş olmak
be a bit much f. biraz fazla olmak
do a bit f. şaka yapmak
do a bit f. bir parça yapmak
do a bit f. hiciv yapmak
do a bit f. biraz yapmak
do a bit f. espri yapmak
do a bit f. mizah yapmak
a bit confused s. kafası biraz karışık
a bit obtuse s. kalın kafalı
a bit obtuse s. alık
a bit obtuse s. mankafa
a bit obtuse s. kıt kafalı
a bit obtuse s. kafası basmama
a bit thick [uk] s. abartı
a bit strong [uk] s. kabul edilemez
a bit thick [uk] s. kabul edilemez
a bit strong [uk] s. katlanılmaz
a bit thick [uk] s. haksız